Çarşamba, Mayıs 24, 2017

İçimdeki boşluk.

Aldığım derin nefesi yavaşça vermemle doluyor zihnime bütün bu düşünceler. Nerede olduğum, kiminle bulunduğum, ne yaptığımın bir önemi yok. O an tek önemsediğim şey: her şey bu kadar güzelken, neden ben mutlu değilim?
Hayatımı değiştirdiğimi düşündüğüm günden beri en çok korktuğum şey ya aslında gerçekse? Ya gerçekten de depresyon benim tahmin ettiğimden çok şey götürmüşse benden. Duygularımın bir kısmının yokluğunu hissediyorum ve bazen bundan rahatsızlık duymuyorum. Beni en çok korkutan şey bu oluyor.
Sonra ağlıyorum, ama geçmiyor. Sanki hepsi sadece düşüyor, düşüyor, asla çarpmıyor.

Cuma, Mart 24, 2017

Seni özledim.


Betimlemeyeceğim. Betimlemeler bir işe yaramıyor zaten. Hüznümü azaltmıyor, acımı arttırıyor. Çevremde duygularımı yansıtan ne kadar çok görsel olduğunu fark ettiriyor. Dünyanın ne kadar acı dolu bir yer olduğunu anımsatıyor. Uzun zaman önce kapatmaya karar verdiğim gözlerimi sabah güneşiymişçesine yakıyor.
Kısacası, seni özledim artık her kimsen.

Cuma, Şubat 10, 2017

Soruların ve sorunların başlangıç noktası.

Olduğum insanı mı kaybettim, yoksa hep hiçkimse miydim? Kim olduğumla, kime dönüştüğüm veya kim olacağım hakkında hiçbir fikrimin olmaması beni öldürüyor.

Çarşamba, Mart 09, 2016

Demek geri geldin.

Nefes alış verişim kadar hafif bir kaç adım attım. Belki kıştan kalma mart soğuğundan, belki anlamsız insanların anlamsız uğultusundan dolayı bir sonraki adımım daha seriydi. Uzun değildi, çünkü uzak değildi varış noktam. Sadece seriydi. Bir kaç adım sonrasında daha da hızlanacak şekilde bir adımdı. Ayak tabanlarıma çığ gibi inen enerjinin eyleme aktarımıydı.
Gerçekten nedendi diye düşünecek yirmi iki yıllık bir hayatım vardı. Doğruya yakın bir cevaba sahip olduğumu hissettiğim o an ikinci bir düşünceye yer vermedim. Amacımın seri ve net oluşundan değildi, düşüncesizce hareket etmek istediğim için değildi, yeterince cesur olmadığımdan değildi. Çünkü bütün dünya gözlerimin önüne beni buna itmek veya çekmek üzerine serilmişti. Bütün o anlamsızlıklar, tüm o boşluklar buydu. 
Son adımımda artık bacaklarımdan birini daha yüksek olan o yere basmak için kaldırmam gerekiyordu. Tereddütsüzce, refleksif olarak bir anda üstündeydim korkuluğun. Eğer zamanı saniyeler cinsinden değerlendirsek akıcı olurdu eylemim. Fakat hayatın birleşmiş anlardan oluştuğuna inanıyorum ve o an son bir kez görmem için yeterli bir andı. Neyden vazgeçtiğimi, neyden kaçtığımı, neyden kurtulduğumu ve neleri geride bıraktığımı görebilecek kadar anım vardı hayatımda. Hayır, bu klasik bir ruhumu özgürleştiriyorum akımı değildi. Bu sadece ben olabileceğim tek noktaya varıştı; yalnız olacağım ve yalnızlığımla mutlu olacağım, tüm o anlamsız varoluşlardan kurtulacağım noktaya doğru.
Ben elindeki teoriyim, düşüncelerindeki öfkeyim, kafanın gerisindeki hayaletim.
Hızlanmamış adımlarımın gerisinde bu kelimeler bütünüyle kesildi oluşturduğum hayali intiharım.

Cumartesi, Aralık 12, 2015

I'm gonna drive until it burns my bones.

Kendimi sürekli bu noktada buluyorum. Sürekli, aynı yer ve farklı zamanda. Sanki, hatta sanki bile değil, kendimi son sürat depresyona sürüklüyorum. Daha ileri ve daha derine. Zihnimi seçimlere zorluyorum, yol ayrımlarına atıyorum. Herhangi bir seçim veya herhangi bir şey yapmak için kendimi harcıyorum. Kendimi kaybediyorum yavaşça.
Zihnime ve bedenime bir kilit vurulmuş ve hareketlerim sınırlandırılmış gibi dikiliyorum sadece. Ben durdukça sanki hayat daha hızlı koşarak kaçıyor elimden. İşin acı kısmı bu noktaya gelmemin sebebi yine benim. Her seferinde, her nefesimde.
Peki neden? Tamam, kendimden nefret ettim hayatım boyunca. Kendimden kaçmaya çalıştım. Fakat ben birbirine bağlı iki insan değildim. Canımı yaktığım her an ağlayan bendim. Bunu anlamayacak kadar aptal değildim.
Belki burası tanıdık olduğu için; mutsuzluğun,melankolinin ve depresyonun melodileri tüm bu süre sonunda ev çağrışımı yaptığı için.
Belki de artık umutsuzluğumla baş etmeye çalışmanın bir anlamı kalmamıştır. Kim uzak tutabilirdi ki zaten beni buradan? Ben melankolinin kendisiyim ve kendime asla bir son vermekten acizim.

Salı, Aralık 01, 2015

Zamanın kırdığı çocuk.


Seni özlüyorum. Hayatımın o büyük parçasına yayılan benliğini özledim. Sadece seninle kalmadım, her şeyi özledim o zamanın. Her saniyeyi, her nefesi, her düşünceyi özledim. Çarşafları elime geçirip çekiştiriyorum, belki zamanı geri alabilirim diye. Daha bir gün bile geçmedi ve önümde aylarım var. Zamanın göreceliliği aleyhime işliyor adeta.
Her yer anılarla dolu, her cisim. Fanı açtım, gömleğini giydim, bana bıraktığın her şeye dokundum. Parçalanmış hissediyorum. Ama eksiklerim var. Gülüşün yok, sesin yok, bakışların yok. Donuk fotoğraflar bile benden daha mutluymuş gibi hissediyorum.
Anılar o kadar canlı, o kadar gerçek ki katlanması zorlaşıyor geçen dakikalarda. Kalbimi delip geçen mızraklara benziyor hepsi. Amına koduğumun hardalına bakıp ağlıyorum ya. Hala yanımdasın sanıp odaları gezip duruyorum. Bomboş, sessiz ve soğuk her yer. Bu şehir sensiz kaosun kıyısında. Bense gelen her özlem dalgasında daha da dibe battığım depresyon okyanusunda.
Seni çok özlüyorum.

Pazar, Kasım 15, 2015

Yirmi iki.

Seni düşünüyorum bu gece, şu zamana kadar hiç düşünmemiş gibi. Düşünmedim dersem yalan olur. Çoğu zaman aklımdaydın. Ama hiçbir zaman yanımda olmadın. Yine de seni nöronlarımın arasındaki elektriklerde hissedebiliyordum.
Bazen yanımda kalmamış olman beni deli ediyor, bazense seni tanıma şansını elde ettiğim için mutlu oluyorum. Yıllar geçmesine rağmen sana karşı ne hissediyorum hiçbir fikrim yok. Seni özlüyor muyum, senden nefret mi ediyorum yoksa seni seviyor muyum, bilmiyorum. Nasıl bilebilirim ki? Sen bir hayalet gibiydin ve sonra yokluğa karıştın. Yokluklarla bıraktın beni.
Bugün, nedense bir dönem bitmiş gibi hissediyorum. Sanki bir döngü vardı ve ben onu tamamladım. İyi anlamda değil dediğim. Hayatımın bir başka yöne gittiği yok ve hayır, sensizliğe alıştığımdan değil. Sadece aptal bir his işte. Her sene nedense beş yıl önce verdiğin sözü bugün tutacağını sanıyorum. Ben sadece, bazen, bir şekilde gelip beni bulacağına inanıyorum. İstiyor muyum bunu bile bilmiyorum. Çünkü ben değiştim, hayatımın gidişatı değişmedi ama ben değiştim. Artık eskisi gibi değilim. Sen de değilsin. Gerçi biz hiç olmadık ki.
Gelecekten hiç olmadığı kadar korkuyorum. Çünkü hayatımla ne yapacağımı bilmiyorum, senin nerede olduğunu bilmediğim gibi. Zaman akıp gidiyor ve ben olduğum yerde bekliyorum sanki, yalnızlığımla yan yana. Çabalamadığımı söyleyebilirsin, haklı da olursun muhtemelen. Çabalayacak bir şeyler kaldığından şüpheliyim. Çünkü ben böyleyim ve hayat bu. Çünkü ben her zaman düşüyorum ve seni dipte bulamayacağımdan eminim. Çünkü bugün bir başka doğum günü, bugün bir başka depresyon.